Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zararın Hesaplanması

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zararın Hesaplanması

TAZMİNAT DAVASI – ÖLÜM VE CİSMANİ ZARAR SEBEBİYLE AÇILAN TAZMİNAT – AKTİF DÖNEM İÇİN GİYDİRİLMİŞ ÜCRET ÜZERİNDEN ORANLAMA YAPILMASININ YERİNDE OLUŞU – DAVALININ İSTİNAF YOLUNA BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜ – ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASI

ÖZET: Davalı tarafından; bilirkişinin ölenin brüt son maaşı ile asgari ücretin brüt bedeli arasında oranlama yapılmasına itiraz edilmiş ise de, bilirkişi tarafından bu oranlama sadece aktif dönem için yapılmıştır. Pasif dönem için yapılmamıştır. Şöyle ki; destekten yoksun kalan davacılar için ön görülen yaşam süreleri müteveffanın pasif dönemine yetişmemektedir. Dolayısıyla müteveffanın pasif dönemi yönünden davacılar için tazminat, hesaplaması yapılmamıştır. Zaten davalı vekili tarafından da aktif dönem için yapıldığı belirtilerek itiraz edilmiştir. Aktif dönem için ise giydirilmiş ücret üzerinden oranlama yapılması yerindedir. Bu sebeple davalının itirazı yerinde görülmemiştir. Bu sebeple, davalının istinaf yoluna başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zararın Tazminat Davasında İddialar

Davacılar vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile: davacıların …… istikametinden Bursa istikametine seyir halinde iken tek taraflı kaza sonucu vefat ettiğini, müteveffanın davacı olan anne babasına uzun yıllar destek olacağım belirterek, destekten yoksun kalmalarından dolayı şimdilik her bir davacı için 1.000,0 TL. ve ayrıca her davacı için 100,00 TL. cenaze gideri ve 100,00 TL. ulaşım gideri talep ettiklerini, bu tazminatların 18/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan .. .. … plakalı aracın 24/03/2015 – 2016 tarihleri arasındaki dönem için ZMM sigortasının davalı şirket tarafından yapıldığını, teminat limitinin kişi başına 310.000,00 TL olduğunu, davacı tarafından dava şartının yerine getirilmeden yani sigorta şartına başvurmadan dava açtığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zararın Hesaplanması Yerel Mahkemenin Kararı

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde; meydana gelen kazada sürücü K. A’ın %75, yolcu olarak araçta bulunan V. A.’un %25 oranında kusurlu olduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplama neticesinde; davacı anne S. A.’nun 56.783,85 TL., baba H. A.’nun ise 59.353,36 TL. destekten yoksun kaldığını, 1,684,40 TL. cenaze gideri, ve 260,00 TL. ulaşım gideri olduğu belirtilerek bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, 20/05/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirretten tahsiline karar verilmiştir.

Trafik kazası tazminat

Tarafların İstinaf İtirazları

Davalı sigorta şirketi vekili İstinaf sebebi olarak; davacıların kazada vefat eden V. A.’un aynı zamanda mirasçıları olduğunu, ödeme yapılacak tazminat yönünden davalı sigorta şirketi tarafından bu davacılara rücu edileceğini, rücu edilmesinden dolayı davacıların uhdesinde alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, öncelikle davanın bu sebeple reddi gerektiğini, 6704 sayılı Yasa ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklik nedeniyle kendi ölümüne neden olan sürücülerin ve sürücülerin eylemlerinden sorumlu araç işletenlerinin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin poliçe kapsamı dışında olduğunu, yine 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası genel şartları gereğince de talebin teminat dışında kaldığını, hükme esas alınan tazminat hesaplamasında müteveffanın gelirinin brüt asgari ücretin 1,66 katı olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, aktif dönem için kaza tarihindeki bilinen son aylık net ücret ile aylık net asgari ücretin oranlanmak suretiyle katsayı belirlenerek hesaplama yapılması gerektiğini ve yine cenaze giderleri ve ulaşım giderlerinin dolaylı zarar kapsamında olmasından dolayı poliçe teminatı dışında olduğunu, bu kalemlerden dolayı verilen tazminat kararının doğru olmadığını belirterek, Bursa 1. Asliye Ticaret mahkemesinin 26/09/2017 tarih 2016/706 Esas 2017/963 sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde; İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, yeniden yargılama yapıldığı takdirde müvekkilleri için 260,00 TL ulaşım gideri, 1.687,40 TL defin gideri ile H. A. için 80.050,45 TL ve S. A. için 76.584,93 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İstinaf Mahkemesini Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zararı Nedeniyle Kararı

Davacıların oğlu olan V. A.’un işleteni olduğu .. .. …. plakalı araçta yolcu olarak bulunurken, sürücü K. A.’ın tek taraflı trafik kazası yapması neticesinde V. A. vefat etmiştir.

Davacılar murisleri olan oğullarının ölümü nedeniyle; destekten yoksun kalma tazminatı, defin ve cenaze gideri ve ulaşım gideri maddi tazminatı kaza yapan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasını yapan davalı sigorta şirketinden talep etmektedirler.

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı sigorta şirketi İstinaf yoluna müracaat ederek, kazada vefat eden V. A.’un kaza yapan aracın maliki yani işleteni olduğu, sürücü K. A.’ın ise alkolü ve ehliyetsiz olarak aracı kullandığını, bundan dolayı ödenecek tazminat nedeniyle işletenin mirasçılarına rücu edileceğini, ölenin mirasçılarının da davacılar olduğunu, bundan ötürü alacaklı/borçlu sıfatının davacılarda birleştiğim, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada; ölen V. A.’un brüt aylık geliri ile brüt asgari ücretin oranlandığını, oysaki net ücret ile net asgari ücretin oranlanması gerektiğini, bu sebeple hesaplamanın yanlış olduğunu, talep edilen cenaze ve defin giderlerinin dolaylı zarar olması nedeniyle teminat kapsamı dışında olduğunu, ayrıca sigorta genel şartlarının 01/06/2015 tarihinde değiştiğini, yine 2918 sayılı Trafik ve Karayolları Kanununun 6704 sayılı torba yasa ile değiştirilmesi nedeniyle talep edilen tazminatın teminat kapsamı dışında kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Davalının istinaf yoluna başvuru sebepleri aşağıdaki şekilde tek tek değerlendirilmiştir.

Davalı vekili 01/06/015 tarihinde sigorta genel şartlarında, 2016 yılında ise Karayolları Trafik Kanununda değişiklik yapıldığını, bu değişiklik neticesinde; talep edilen tazminatın poliçe teminatı dışında kaldığını belirtmiş ise de Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi 24/03/015 tarihinde düzenlenmiştir. Bu tarihten sonra sigorta genel şartlarında ve Karayolları Trafik Kanununda değişiklik yapılmıştır. Poliçedeki teminatların kapsamı poliçenin düzenlendiği tarihe göre esas alınır.

Davalı tarafından istinaf sebebi olarak, alacaklı/borçlu sıfatının davacılar üzerinde birleştiği ileri sürülmüş ise de; davacıların destekten yoksun kalma talepleri miras ilişkisine dayalı olmayıp üçüncü kişi olarak zarar gören kapsamında hüküm altına alınan bir tazminat olması nedeniyle, davalının bu itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı, yol gideri, cenaze ve defim giderlerini dolaylı zarar kapsamında olması nedeniyle poliçe teminatı dışında olduğunu belirtmiş ise de, ölüm sebebiyle yapılan giderler poliçe teminatı dahilinde olup talep edilebilecek tazminat türüdür. Davalı, bu tazminat kalemleri için müftülük ve belediye tarafından verilen cevabi yazılarda herhangi bir gider alınmadığı belirtilmesine rağmen bu kalemler yönünden tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, cenaze ve defin giderleri yerel örf ve adetlere göre alınan giderlerdir. Çoğu zaman bu giderlerin belgelendirilmesi mümkün değildir.

Ülkemizin bütün bölgelerinde mevlüdler okutulmakta, belli günler sayısınca taziye gelenler ağırlanmaktadır. Mahkemece, bu giderler yönünden müftülüğe ve belediye başkanlığına müzekkere yazılmıştır. Müftülük tarafından verilen cevabi yazıda; yapılan harcamaların rayiç değerinin bilinmediği belirtilmiş, belediye tarafından verilen cevabi yazıda ise; mezar yeri, yıkama işlemleri için ücret alınmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından ise müftülük ve belediye tarafından herhangi bir fiyat bildirilmediğinden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince memurlara yapılan cenaze yardımı bedeli kıyasen uygulanmıştır.

Cenaze ve defin gideri sadece mezar yeri bedeli ve yıkama giderinden ibaret değildir. Yukarıda anlatıldığı gibi taziyede misafir ağırlanması, mevlüd okutulması, taziyeye gelenlere yemek verilmesi gibi giderleri de kapsamaktadır. Bu giderler çoğu zaman belgelendirilememektedir. Bu nedenle bilirkişi tarafından kıyasen devlet memurlarına yapılan yardımın esas alınması ve alınan miktar dairemizce piyasa şartlarına göre makul bulunmuştur. Ancak cenaze giderleri ortak yapılan ve bir defa yapılan giderlerdir. Her davacı için ayrı ayrı yapılmamaktadır. Her davacı ayrı ayrı cenaze gideri yapmış ise bunun açıklanması gerekmektedir.

Mevcut davada ne tür cenaze gideri yapıldığı açıklanmamıştır. Her bir davacının ayrı ayrı gider yaptığı da belirtilmemiştir. Sadece cenaze gideri talep edildiği belirtilmiştir. Bu sebeple her davacı için ayrı ayrı cenaze giderine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Bundan dolayı bilirkişi tarafından makul miktar olarak kabul edilen devlet memurlarına ödenen bedel olan 843,70 TL’nin cenaze yardımı olarak yarı oranında davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir. Bu sebeple; davacı H. A. için 421,85 TL, davacı S. A. için 421,85 TL cenaze yardımı olmak üzere her iki davacı için toplam 843,70 TL cenaze yardımı yapılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu hususta vermiş olduğu karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek bu şekilde hüküm altına alınmıştır.

Davalı tarafından; bilirkişinin ölenin brüt son maaşı ile asgari ücretin brüt bedeli arasında oranlama yapılmasına itiraz edilmiş ise de, bilirkişi tarafından bu oranlama sadece aktif dönem için yapılmıştır. Pasif dönem için yapılmamıştır. Şöyle ki; destekten yoksun kalan davacılar için ön görülen yaşam süreleri müteveffanın pasif dönemine yetişmemektedir. Dolayısıyla müteveffanın pasif dönemi yönünden davacılar için trafik kazası tazminat, hesaplaması yapılmamıştır. Zaten davalı vekili tarafından da aktif dönem için yapıldığı belirtilerek itiraz edilmiştir. Aktif dönem için ise giydirilmiş ücret üzerinden oranlama yapılması yerindedir. Bu sebeple davalının itirazı yerinde görülmemiştir.

Bu sebeple, davalının istinaf yoluna başvurusunun yukarıda yapılan açıklamalar gereğince kısmen kabulüne karar verilerek;  hüküm kurulmuştur.

Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru

Sigorta Tahkim Komisyonuna Nasıl Başvurulur

Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru

Uyuşmazlık yaşadığınız sigorta kuruluşu, Sigorta Tahkim Komisyonu’na kayıtlı ise ve müracaatta bulunduğunuzda sigorta kuruluşu talebinizi tamamıyla ya da kısmen red etmiş olabilir. Ya da talebinize müracaat tarihinden sonrası 15 iş günü (Trafik Sigortasında 15 gün) yazılı olarak yanıt vermediyse tahkime başvuru hakkınız bulunmaktadır. Tahkime Müracaat formunu noksansız doldurup ekindeki dokümanlarla beraber  şahsen veyahut postayla sigorta tahkim komisyonuna müracaatta bulunabilirsiniz.

Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru‘nun değerlendirmeye alabilmesi amacıyla zorunlu Sigortalar hariç, kendisi hususu rizikonun alakalı kuruluşun üyelik tarihinden sonrası ortaya gelmiş olması gereklidir.
Zorunlu Sigortalarda ise kuruluşun Komisyona üye statüsüne  bakılmaksızın, 18.04.2013 gün  sonrası meydana çıkan uyuşmazlıklar amacıyla Komisyona müracaat yapılabilmektedir.
Kendisine uygulanan başvurulara mevzu olan uyuşmazlıkların en hızlı ve isabetli bir şekilde halledilmesi hedefinden yola çıkan Komisyon, sigorta uyuşmazlıkları itibariyle müracaat sahiplerine, mahkeme sürecine göre daha süratli ve henüz basit netice almaları imkanını tanıyan yeni ve kolay bir seçenek sunmaktadır.
Bu çerçevede, Komisyona intikal eden uyuşmazlıkların çözümü, tarafların aksine bir anlaşması bulunmadığı takdirde, Kanunda belirti edilen müddet hudutları amacıyla bağımsız hakemlerce gerçekleştirilecektir.
Sigorta tahkim sistemi, sigorta kuruluşlarının iradi katılması esasına dayanmaktadır.
Dolayısıyla, Komisyona müracaatta bulunabilmeniz amacıyla kendisi yaşadığınız sigorta kuruluşunun sigorta tahkim sistemine kayıtlı olması ve kendisi hususu rizikonun üyelik tarihinden sonrası ortaya gelmiş olması gereklidir.

Ancak, alakalı mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan tahkim sistemi kapsamındaki uyuşmazlıklar amacıyla, alakalı tesis sigorta tahkim sistemine kayıtlı olmasa bile, hak sahipleri Sigortacılık Kanununun 30 uncu fıkrası hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir.
Komisyona müracaat amacıyla sigorta kuruluşuyla aranızda bir ayrı olarak tahkim anlaşması bulunmasına lüzum yoktur.
Tahkim düzeneğinin işleyişinin yapılandırılmasında, Komisyona yapılacak başvurulara ait sürecin kolay ve anlaşılır olmasına bilhassa ehemmiyet verilmiş, müracaat sahiplerine sıkıntı getirebilecek komplike ve bürokratik işlemlerden yeterli olduğunu düşündüğü kadarı ile kaçınılmıştır.
Komisyona müracaatta bulunabilmeniz için lazım olan şartlar gerçekleştiğinde yalnızca yapmanız gereken; internet sitesinden veyahut Komisyondan temin edebileceğiniz müracaat formunu doldurmak, ihtiyaç duyulan belgeleri ilave etmek ve müracaat ücretini yatırdığınızı gösteren makbuzun bir örneğiyle beraber Komisyona ulaştırmaktan ibarettir.

Sigorta Tahkim Komisyonuna Nasıl Başvurulur

Tahkim sistemine kayıtlı bir sigorta kuruluşu ile kendisi yaşadığınızda ilk olarak bu uyuşmazlığın çözümü amacıyla alakalı sigorta kuruluşuna başvurmanız gerekmektedir.
Sigorta kuruluşunun başvurunuza cevap olarak gönderdiği son yazı talebinizi karşılamadıysa ya da sigorta kuruluşundan 15 iş günü (Trafik Sigortasında 15 gün) amacıyla yazılı bir yanıt alamadıysanız, kuruluştan aldığınız cevabi yazı (sigorta kuruluşu size yanıt vermediyse sigorta kuruluşuna müracaatta bulunduğunuzu kanıtlayan belgeler) ve iddianızın ispatına yarayacak başka dokümanlarla beraber Komisyona başvurabilirsiniz.
Komisyona başvurunuzu postayla veyahut şahsen yapabilirsiniz.
Sigortacılıkta Tahkime Ait Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca Komisyona başvuruların müracaat formu doldurularak yapması mecburidir.

Sadece ıslak imzalı müracaat formları kabul edilecek olması esas alınırken, faksla uygulanan başvurular öneme alınmayacaktır.
Başvuru formu bilgisayar üstünde doldurulduğu takdirde çıktısının alınıp imzalandıktan sonrası Komisyona iletilmesi gereklidir.
Tahkime ya da Tüketici Meseleleri Hakem Heyeti’ne intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili başvurular da Komisyon doğrulusunda değerlendirilmeyecektir.
Başvuru formunuza, Müracaat sahibi gerçek kişilerin geçerli bir kimlik dokümanı ( Nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport v.b.) fotokopisi, sigorta sözleşmeniz/poliçeniz ve talebinizle alakalı başka belgelerin yanı sıra, müracaat masrafının yatırıldığını gösteren banka makbuzunu da eklemeyi unutmayınız.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Günümüzden destekten yoksun kalma tazminatı karşımıza, genel olarak iş kazaları yada trafik kazalarında meydana gelen ölüm olaylarından sonra ortaya çıkan bir sorundur. Bunun sebebi ise kazalarda meydana gelen ölüm olaylarında, geriden kalan mirasçıların vefat edenin maddi ve manevi desteğinden mahrum kalacağından dolayı destekten yoksun kalma tazminatı olarak mirasçı olan kişiler dava açmak suretiyle alabilmektedir.

Destek tazminatı hesaplanırken, hesap uzmanları birçok kriteri göz önünde bulundurmaktadır. Bu kriterlerden en önemlisi meydana gelen kaza veya olayda kusur oranıdır. Çünkü bu dava sonucu çıkacak tazminat miktarını kusur oranında alacaktır. Örneğin %50 kusur olması durumunda çıkan tazminatının % 50 si destek tazminatı olarak karar verilecektir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası

Trafik kazalarında yada iş kazalarında yukarda anlatılan konunun üzerine kusur tespitinin nasıl yapılmadığı merak edile bilinir. Cevaplayacak olursak bu kazalar sonucu mutlaka ceza davası açılmaktadır. Bu ceza davalarının konusu “Taksirle Ölüme Sebebiyet” verme suçu şeklindedir. Bu dava ceza mahkemesinde görülürken olay incelenmesi, delillerin toplanması, ifadelerin alınması sonucu olayın çeşidine önemine, uzmanlık istemesi halinde o konun uzmanı olmak kaydı ile birden fazla bilirkişiye inceleme yaptırılır.

Bunun yanı sıra iş kazası sonucu ölümlerde SGK’a ait müfettişleri de  olayın iş kazası olup olmadığı, kusurlu durumlarını ayrıca inceleyerek rapor hazırlamaktadırlar. Bu raporlarda ayrıca mahkemeye sunulmaktadır. Raporların çok olması çelişki ve yanlışlık olması halinde en son kurum olan Adli Tıp Başkanlığından rapor alınmaktadır. Ceza mahkemesi toplanan deliller, alınan ifadeler ve en önemlisi ise hazırlanan uzman bilirkişi raporlarına göre kusur tespiti yapılarak kararını açıklamaktadır.

İş kazası Yada Trafik kazasında talepler incelendiğinde  Destekten Yoksun kalma tazminatına en büyük etkiyi ceza davasını yaptığı yukarda anlattığımız hususlarda anlaşılmaktadır. Bu nedenle Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilirken aynı zamanda ceza davasını da iyi bir şekilde takip edilmesi önem kazanmaktadır. Bu nedenle bu konularda sertifika sahibi ve bu konularda tecrübe etmiş avukatlardan danışmanlık ve avukatlık hizmetinin alınması çok önemlidir.

Burada uyarılması gereken en önemli konu bu davalarda yetkisinin olmamasına rağmen danışmanlık veya iş takipçiliği adına bu kişilere vekalet verilmesi durumunda yaşanacak olumsuzluklarda hak kaybına uğramanız kaçınılmaz olacaktır.

Başarılı ve Güvenilir Bir Boşanma Avukatı

Başarılı ve Güvenilir Bir Boşanma Avukatı Edinmek Neden Önemli

Her iki taraf içinde oldukça zor bir durum olmakta olan boşanma durumu için tarafların sorunsuz ve hızlı bir mahkeme süreci geçirmelerinde oldukça önemli bir rol oynamakta olan boşanma avukatları, müvekkillerinin tüm süreç boyunca en iyi şekilde temsil edilmesinde oldukça büyük rol oynamaktadır. Evlilik kurumu oldukça önemli bir kurum olmakta olup bu kurumun taraflar adına bitirilmesi anlamına gelen boşanma işleminin gerçekleşe bilmesi için ülkemizde 4721 sayılı medeni kanuna göre belirlenmiş olan hükümlerden en az birinin kesinlikle sağlanması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda tarafların başvurusu durumunda gerekli hukuki işlemler yapılmaya başlanmakta ve gerekli işlemler sonucunda boşanma işlemi gerçekleştirilebilmektedir.

Boşanma davalarında tarafların tüm haklarının sonuna kadar savunulması en önemli unsur olmaktadır bu sebepten dolayı kesinlikle alanında son derece bilgili ve deneyimli olan boşanma avukatları tercih edinilmesi, tüm hukuksal durumun onlar eşliğinde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Tutulmakta olan avukatın kalitesi tarafların en iyi şekilde temsilinde ve tüm haklarının sonuna kadar kullanılmasında büyük önemi bulunmaktadır. Özellikle çocuklu aileler için velayet alımı, mal paylaşımı veya nafaka gibi hakların en iyi şekilde sağlanması tamamen boşanma avukatları görevleri arasında yer almaktadır. Bu sebeplerden dolayı doğru avukatı tutmak oldukça önemli ve kazançlı bir unsur olmakta, davanın tarafları için olabildiğince iyi geçmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Tüm boşanma davalarında verilmekte olan avukatlık hizmeti ücretleri ise davanın durumuna göre belirlenmekte ve bildirilip anlaşmaya varılmaktadır.

Ankara Avukat Hizmetleri

Tüm Bireysel ve Kurumsal Hukuki İşlemleriniz İçin Ankara Avukat Hizmetleri

Birçok farklı alanda sizin veya kurumunuzun karşılaşabileceği çok sayıda hukuksal durum meydana gelebilmekte ve gerekli destek alınmadan bu durumlar bireylere veya kurumlara oldukça büyük zararlar verebilmektedir. Bu gibi durumlar için ihtiyaç duymakta olduğunuz tüm hukuksal desteği sağlayabilmekte olan avukatlık büromuz sizler ve kurumlarınız için en iyi Ankara avukatları ile birlikte kaliteli hukuksal hizmetler vermektedir. Tüm hukuksal durumlar için bünyemizde bulunmakta olan yetenekli avukatlarımız ile sizlere en iyi sonuçları garantilemekte olan büromuz ceza hukuku, miras hukuku, boşanma davaları, idare hukuku ve tazminat hukuku gibi alanlarda Ankara dahilinde hizmet vermekte olan en kaliteli avukatları barındırmaktadır. İhtiyaç duymakta olduğunuz tüm durumlarda özellikle kurumsal yapılarınızın tüm haklarının savunulmasında Ankara avukatları içerisinde en tecrübeli avukatları bünyesinde barındırmakta olan büromuz şirketleriniz için en başarılı işlemleri yürütmektedir.  Tüm hizmetlerimizden ister sürekli isterseniz de hukuksal durumunuz için tek seferlik olarak yardım alabileceğiniz avukatlık büromuz, tüm işlemlerinde son derece titiz davranarak sizleri her türlü olumsuzluktan korumakta ve hukuksal durumunuzdan en karlı şekilde çıkmanızı sağlamayı temin etmektedir. Bakmakta olduğumuz tüm hukuksal alanlarda Ankara avukatları içerisinde kazanmış olduğumuz deneyim ve tecrübeler sonucunda sizlere ve kurumunuza en kaliteli hizmetleri sağlayabilmekte olan avukatlık büromuz, her türlü adli ve hukuksal durumunuz için en iyi hizmetleri sağlamaktadır.

İş Hukuku Avukatı Yanınızdaysa Sorun Yok

İş Hukuku Avukatı Yanınızdaysa Sorun Yok

Hukukun hayatın genelini bir düzen içerisinde yürüttüğünü düşünürsek iş alanında dahi onun varlığı ile hareket etmemiz gerektiğini anlar ve bu şeklide mevcut olan yolumuza devam ederiz. İş hukuku içerisinde işçi, işveren olmak üzere her iki tarafa da lazım olan iş hukuku avukatı, konu hakkında uzmanlık gösteren kişilerin şilti olarak karşımıza çıkar. İş hukuku, bazı durumlarda evrensel normlar içerisinde basit ifadeler ile herkese malum olurken; bazı durumlarda uzmanlık gerektiren noktaları taşır. Hukuk sınırları içerisinde olan bir durum, sanıldığının aksine toplumun geniş kesimlerince bilinmediği için yasaların işçilere tanıdığı hakların birçoğu onlar tarafından layıkıyla kullanılmaz. Ay durum, işveren için de geçerli olup; o da kendisine verilen haklardan bilinçsiz yaklaşımı nedeniyle tam olarak yararlanamaz.

Hangi Konularda Dava Açılır

İş hukuku içerisinde, çok ayrı konular üzerinde dava açılabilir; fakat her davanın kendisine özgü stratejik yöne olduğu için alanında uzman olan iş hukuku avukatı ile değerlendirilmesi gerekir. Çizilen yol haritası:

  • Ağır çalışma durumu
  • Maddi yükümlülükteki eksiklik
  • Hak ihlali
  • Maddi ve manevi tecavüz

Gibi birbirinden farklı birçok konuyu içerebilir. Konunun içeriği her ne kadar farklı olsa da temelinde işçi olan bireyin çalışma hayatına kast etmesi gözlenir. İşçinin insan haklarının ihlal edildiği ortamdaki çalışma yaşantısı, davanın açılması için yeterli bir sebep olur.

Sonuca Gidiş

Açılan her dava, farklı stratejilerin izlenmesi ile ayrı noktalara taşınır. Bu konuda işçinin yanında olan iş hukuku avukatı, uzmanlık alanınca doğru olan prensipleri ortaya koymaya ve arzu edilen hak eşitliğini sağlamaya çalışır. Genel bir süre verilmesinin mümkün olmadığı durum, davanın kendi iç yapısına göre değişiklik gösterir; gerekli bilgilerin ışığında daha hızlı ilerler.

İş Hukuku Avukatı

İş Hukuku Avukatı

Çalışma hayatını düzenleyen birçok yasa bulunmaktadır. Bunlar ile iş hayatı, işverenlerin hakları, işçilerin hakları, alacaklar ve tazminatlar ile kıdem tazminatları gibi birçok farklı konuyu içermektedir. Ülkemizde İş Kanunu gereğince tüm çalışma hayatı belirli bir yasal temel üzerinde yürütülmektedir. Bu alanda yaşanacak anlaşmazlıklar ve sorunlarda İş Kanunu düzenleyici olarak devreye girecektir. Bu konuda açılacak davalar içinde iş hukuku avukatı tarafından yardım alınabilmektedir. Oldukça detaylı bir kanun olması nedeni ile deneyimli ve alanında başarılı avukatlar ile davaların açılması ve yürütülmesi sonuç alma konusunda önemli bir avantaj sağlayacaktır. İş hayatındaki birçok konu iş hukuku içerisinde yer almaktadır. Bu sebeple iş konusundaki tüm sorunlar ve anlaşmazlıkları için iş mahkemelerine başvuru yapılmalıdır.

Özellikle iş kazaları ve sonrasındaki tazminat konularında iş hukuku avukatlarından yardım alınarak dava dosyasının hazırlanması ve davanın açılması gerekmektedir. İş kazalarındaki kusurun belirlenmesi ve güvenlik önlemleri gibi detayların incelenmesi oldukça önemli olacaktır. Ayrıca meslek hastalıkları ve bu sebepler ile alınacak tazminatlar konusunda da iş davası avukatları tarafından davanın başlatılması ve sürecin yönetilmesi önemlidir. Davalardan olumlu sonuç alınması için yasaların iyi bilinmesi ve mahkeme usullerinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu konuda oldukça detaylı olan ve büyük çoğunlukla karşı tarafında avukatının olduğu davalara avukat ile çıkmak önemli avantaj sağlayacaktır. İş Kanunu kapsamına giren tüm konular hakkında iş hukuku avukatlarından yardım alabilirsiniz.

İş hukuku ve İş Kanunu ile alakalı olarak açılan davaların büyük çoğunluğundan iş iade konuları gündeme gelmektedir. İşten çıkartmanın yasal dayanakları olmaması durumlarında işçi avukatı yardımı ile açılacak davalarda işe alınma konusunda olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Bunun yanında kıdem tazminatı ve işçilerin alacaklarının tahsili konusunda da iş hukuku avukatları sizlere yardımcı olmaktadır. Çalışılan yerlerden yıllık izin alacakları, fazla mesai alacakları ve ödenmemiş maaşların alacakları konusunda da bu mahkemelere dava açılabilmektedir. İş Mahkemelerine açılacak her dava için iş hukuku avukatlarından yardım alınabilmektedir. Davaların kısa sürede tamamlanması ve olumlu bir netice alınması konusunda iş hukuku avukatlarının davaya katılması fayda sağlayacaktır.

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Gerek dikkatsiz sürücüler gerekse trafik koşullarının elverişsiz olması gibi nedenlerden dolayı her sene ülkemizde binlerce irili ufaklı trafik kazası meydana gelmekte ve bir çok insanı hem maddi hem de manevi olarak büyük zararla içerisine sokmaktadır. Bu nedenle trafik kazasında hatası olmayan kişilerin duruma göre trafik kazası tazminatı almaları mümkün olan bir işlem olmaktadır. Tamamen kazanın türüne ve istenmekte olan tazminatın türüne göre şekillenmekte olan bu işlemler şu şekilde olmaktadır. İlk olarak kaza türüne bağlı olarak ölümlü durumlarda kazazede yakınlarından dolayı doğmakta olan maddi zararları için açılmakta olan maddi ve manevi trafik kazası tazminatı adı altında ele alınmaktadır. Bu gibi durumlarda kazazedenin birinci derece yakınları yanı bakmakla yükümlü olduğu aile bireyler ve kazazedenin yardım ettiği kanıtlanabilmekte olan tüm kişiler yararlanabilmektelerdir. İkinci olarak ise yaralanmalı kazalar sonucunda oluşan tazminat hakkı olmaktadır. Kişinin uğradığı tüm maddi ve manevi zararlar aynı zamanda gelecekte kaz nedeni ile oluşacak olan tüm zararlar hesaplanarak bir tazminat bedelinin belirlendiği bu işlemde kazazede oldukça yüklü tazminatlar alabilmektedir. Trafik kazası tazminatları içerisinde son durum ise maddi hasarlı trafik kazası tazminatı işlemleri olmaktadır. Bu gibi durumlarda kazada hatası bulunmakta olan kişi genel olarak oluşan maddi hasarı ödemekte olduğu için pek mahkeme yoluna başvurulmamaktadır. Ancak bu yapılmaz ise veya kazazede tarafından manevi bir tazminatta talep edilmek istenilir ise yine tüm tazminat işlemleri için ilgili adli kurumlara başvurma hakkı bulunmaktadır.

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Miras konusun hukuka yansıyan taraflarında görülen tenkis davası, tenkise uğradığını iddia eden kişi tarafından açılır. Temelindeki hareket, miras bırakan kişinin vefatıyla beraber hakkına tecavüz edildiğini öne süren kişinin daha fazla hak aldığını belirttiği kişiden davacı olması şeklinde ifade edilebilir.  Daha temiz bir ifadeyle özetlemek gerekirse A kişisinin vefatıyla beraber B ve C kişileri mirasçı konumuna gelir. B kişisi, hakkından daha az miras aldığını düşünür ya da C kişisinin hakkından daha fazla aldığına karar verirse bu konuda dava açabilir. Buradaki A,B,C kavramları tamamen farazi olurken; onları çoğaltabilir veya farklı isimlerle çağırabilirsiniz.

İlerleyiş Aşamaları

Belirli durumların ışığında açılmak istenen tenkis davası, miras bırakacak kişinin vefatına kadar açılamaz; çünkü ortada tenkis olabilecek bir durum doğmamış olur. Kişi, kendisinin tenkise uğradığını düşündüğü takdirde 1 yıla kadar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açabilir; bazı durumlarda mevcut süre 10 yıla kadar uzar. Bunun için miras bırakacak kişinin bıraktığı mirasın açıklanması, üzerinden 10 kadar süre geçmesi gerekir. Dava, belirtilen süreler ışığında açılmaz ise kanunen hükmü kalmaz. Bu sebeple, hakkının tecavüze uğradığını düşünen kişinin doğru adımlamalar ile elini çabuk tutması büyük önem taşır.

Tersi Durum?

Açılacak olan tenkis davası, yalnızca mirasçı tarafların birbiri üzerine bağladıkları kararsızlık üzerine değil; aynı zamanda mirasçının üzerine kalan borçlar için de açılabilir. Mirasçı, miras koşullarıyla belirtilen durumu gereceğe dökebilmek için aranan şartlardan kaçabilmek adına tenkis davasında bulunabilir ve borçlandırma yolundan kurtulmanın çalışmasını yapar. Elbette bu mevzuda karara bağlanacak farklı unsurların varlığı dikkate alınır; verilecek olan karar, belirli yetkilendirme işlemleri sonucunda ortaya çıkar. Söylenenler ışığında tenkis davasının farklı şekillendirmeler ile açılabileceği; açılan davanın adli süreçte değişik kararlar ile sonuçlanabileceği görülür.

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal davası¸ belirli koşulların hükmü ile neticelenip taraflarca arzu edilen sonuca bağlanır. Tapu iptali konusunda açılan davalar, farklı nedenlerin varlığına istinaden açılabilir; ama arzulanan sonucu elde edebilmek için konu adına bilinçli davranılması gerekir. Sonuçta tapu gibi taşınmaz malların hakkı adına açılan davaların dikkatlice araştırıldığı, herkesçe malum bir konu olduğundan dolayı bu noktada geçerli sebeplerle hareket edilmesi büyük önem arz eder.

Dava Açma Sebepleri?

Ortada kabul edilebilir bir sebep olmasa da:

  • Tescil
  • Tescilin tadili
  • Terkiniyle aynı hakların zedelenmesi

Gibi durumlar için dava açılabilir. Dava açımı, belirtilen sebepler ışığında olabilirken; haklı sebeplerin doğrultusunda da sonuç bulabilir; fakat daha önceden belirtildiği gibi dava açma durumunda dikkatlice hareket edilmesi, oldukça mühim konular arasında yer alır. Açılan tapu iptal davası, konunun uzmanı olan avukatlarca işleme sokularak sonuca gidilebilir; tabi bu konunun boydan boya araştırılması, eldeki delil ve yetkilerin incelenmesi gerekir.

Dava Açma Süresi!

Birçok konudan farklı olarak tapu iptal davası için herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmaz. Taraflarca haklı olduklarını ortaya çıkaracak değerlerin vuku bulmasıyla beraber; tapu iptalinin gerçekleşmesi yolunda dava açılabilir. Hangi sebeplerden ötürü dava açılacağını belirttik. Belirtilen sebepler, meydana gelirse zaman aşımı olmaksızın dava açılabilir. Sonuçta tapu ve tapunun varlığı, taşınmaz statüsünde olduğu için devletler üstü varlık olarak karşımıza çıkar.

Davanın Düşmesi!

Tapu iptalini sağlayabilmek için açılacak olan davanın süresiz olacağını belirtmiştik; ama bazı durumlarda onun düşeceğini de söylemeliyiz. İptal kararı için dava açan kişi, dava süreci tamamlanmadan vefat edecek olursa dava düşer ve davacının yasal mirasçıları dahi durumdan yararlanabilmek adına yeni bir dava açamaz.

https://ilkayuyarkaba.av.tr Avukat | İş Hukuku Avukatı | Anlaşmalı Boşanma | Tapu İptal Davası | Velayet | Tenkis Davası | Tanıma Tenfiz |